BorsaStrateji.com

 

 

'Kriz reel sektöre yansır' korkusu borsaları baskı altında tutuyor
 
9 Kasım 2008
PAZAR


Hafta içinde 29 bin 400 puana kadar yükselen Borsa endeksi, önemli bilanço beklentilerinin sona ermesi, ABD başkanlık seçimlerinin tahminler doğrultusunda sonuçlanması ve en önemlisi kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in gelişmekte olan piyasalardan Macaristan'ın kredi notunu düşürmesinden olumsuz etkilendi.
Önceki hafta 2003-2004 yıllarına gerileyen hisse fiyatları kısa vadeli bir yükselişe işaret etmişti. Bu kısa süreli yükselişte endeks dip noktalardan yüzde 25, endekse duyarlılığı yüksek hisselerden önemli bölümü yüzde 50'ye yakın artışlar yaşadı. Bilançoları borsaya ulaşan şirketleri incelediğimizde geçen yılın aynı dönemine göre ciddi kâr artışı sağlandığı göze çarpıyor. Ama borsanın klasik kuralı yine işledi; beklentileri daha önceden satın alan spekülatörler, açıklanan kârları önemsemeyerek ellerindeki hisseleri sattı. Bazı yabancı fonlar özellikle perşembe günü mali sektör hisselerinde gerçekleştirdikleri yoğun satışlarla dikkat çekti. Haftanın genel görünümünde dış borsalarla paralel bir seyir hakim olsa da özellikle son iki günde hisseler endeksten çok daha hızlı geriledi. Haftanın son günü ABD ekonomisine ait işsizlik verileri ve beklentilerin üstünde zarar yazan Ford'un bilanço haberinin borsaya ulaştığı sıralarda kayıplar yaşayan Avrupa ve ABD borsaları İMKB'de yabancı satışlarını hızlandırdı. İMKB daha erken kapandığı için sonrasında yaşanan olumlu seyirden nasibini alamadı.

Geçen hafta yükselişin kısa vadeli bir yükseliş trendi olduğunu vurgulamış, ikili dip formasyonları oluşmadan uzun soluklu bir ana yükseliş trendinin başlamasının henüz erken olduğuna dikkat çekmiştim. Endeksin 28 bin 200 puanı kırması durumunda hafta içinde 30 bin puanı bulabileceğini belirtmiştim. Endeks 29 bin 400 puandan döndü. Döndü diyorum zira güçlü satıcılar şu an maliyet hesabı yapmaksızın satışlarına devam ediyorlar, gelişmekte olan piyasalardan not indirimi, siyasi belirsizlik gibi endişelerle çıkma eğilimdeler. Önümüzdeki haftanın veri akışı açısından zayıf bir süreç olması biraz daha dengeli bir seyir izlememizi sağlayabilir gibi gözükse de beklentisizlik her an gelebilecek bir tehlike sinyalidir aynı zamanda. Bilançoların tamamlanmasının ardından beklenti kalmayacak olması yabancıların satışlarını körüklüyor olabilir.

Gelişmekte olan ülke piyasalarına yönelik bazı kredi derecelendirme kuruluşlarının not indirimine gitmesi Türkiye piyasalarında da yankı buluyor. Belki Türkiye eski Türkiye değil ama not verenler eski. Her ihtimale hazırlıklı olma zamanı. Tehlike henüz geçmiş değil. İşsizliğin artacağına yönelik endişeler devam ederken, reel sektörde belirgin bir şekilde yavaşlama emareleri kaçınılmaz olarak önümüzde duruyor. İyileşme zaman alacak; şirketlerin büyük bölümü pazar daralması, kredi ödeme ve artan enerji maliyetleri ile birlikte sorunlar yaşayabilir. Üretim kapasitelerini düşüren şirketler, pazar yeniden açılana kadar maliyetlerle boğuşmak zorunda kalabilir. Her şirketin kendi ölçeğinde alabileceği tasarruf önlemleri ve bireylerin tüketim harcamalarını azaltmaları ister istemez piyasalara bir durgunluk getirir. 2007 yılındaki analizlerimizde artan enerji ve emtia fiyatlarının yol açacağı maliyet enflasyonuna dikkat çekerek, işsizliği ve durgunluğu eklerseniz bunun adı stagflasyondur demiştik. Dünyada yaşanan kriz, adını koymasak da stagflasyondur diyebiliriz. Bu olumsuz şartların müsebbibi biz olmasak da etkilenmemiz mümkün değil; bunu doğalgaz, elektrik zamlarında yaşadık. Gelirlerin artan maliyetleri karşılamada yetersiz kalacağı, tasarrufa gidilmesi gereken bir süreçten geçerken bu sürecin kısa olmasını ümit ediyoruz. Finansal krizin reel sektöre yansıyacağı korkuları, önümüzdeki dönemde piyasaları baskı altında tutacaktır.

Paritede kritik nokta: 1,23

Hafta içinde Avrupa ve İngiltere Merkez bankalarının aldıkları yeni faiz indirimi kararları piyasaları bir hayli şaşırttı. İngiltere faiz oranlarını beklentilerin de üstünde 1,5 puan indirerek yüzde 3'e çekerken Avrupa daha muhafazakar davranarak yarım puanlık kesintiyle 3,25'e düşürdü. Bu kararın ardından Euro'nun dolar karşısında yükseliş eğilimine girmesi beklenirken, tam tersi oldu ve dolar Avrupa Merkez Bankası başkanının aralıktaki toplantıda yeni faiz indirimine göz kırpmasıyla yükselişe geçti, parite de 1,2719'a yükseldi. Paritenin 1,23-1,31 aralığındaki yeni dalgalanma aralığının altına mı, üstüne mi doğru hareketleneceği henüz belirsiz. ABD'deki seçimleri Obama'nın kazanması beklentiler dahilindeydi ancak bunun etkisinin doları daha ne kadar yukarıda tutacağı bilinmez. Parite 1,23'ün altına gerilerse 1,16 seviyelerine doğru yeni bir atak yapabilir.

Petrol fiyatı 50 dolara geriler

Dört ay önce 146 doları aşan ve 200 doları bulması beklenen ham petrol fiyatları, tahminlerin aksine 50 dolara doğru hızla geriliyor. Amerikan Doları'nın uluslararası piyasalarda değer kazanması ve durgunluk beklentileri petrol fiyatlarının hızla gerilemesine yol açtı. OPEC ülkelerinin üretimlerini kısmasına rağmen ibre hâlâ aşağı yönlü. 20 Şubat 2007'den bu yana en düşük seviyesine gerileyen petrol fiyatları, önümüzdeki günlerde 50 doları görebilir. Ancak dolardaki artış sebebiyle düşüşün olumlu etkisi sınırlı kalacaktır. Dünya Enerji Ajansı, fiyatların 100 dolara yükseleceğini öngörse de, kısa vadeli yükselişlerin kalıcı olmayacağı, 2008 son çeyrek ve 2009 yılının bütününü kapsayacak bir şekilde yaşanacak daralmaların dünya petrol talebini olumsuz etkileyeceği, doların yeni bir likidite bolluğuna kadar güçlü kalması beklentisi şimdilik daha güçlü ihtimal.

 

Selim Işıklar/ZAMAN